12 Ekim 2021 Salı

Mutlak Özgürlüğün Peşinde #1

 Yıllar sonra diyebilirim sanırım çünkü 1 yıldan fazla bir süredir blog yazamıyorum. Gerçekten özlemişim... Evet konumuz özgürlük ve şuanki hayatımdan birazcık kesitler karecikler durumları bu seride belki sunabilirim, belki de sunmayabilirim ama bu konu beni çokça düşündürüyor diyebilirim... 

Tanımlar çok önemli çünkü bizler yani insanlar kelimeler ile düşünürüz aslında ve bu kelimelerin anlamlarını tam olarak doğru bilmezsek düşüncelerimizde yanşlıklıklar oluşabilir. O yüzden özgürlük nedir? Sorusunu sorarak başlamak istiyorum. 




Basit bir soru ama cevaplayalım. Özgürlük herhangi bir kısıtlama veya engelleme olmaksızın bireyin kendi seçimleri doğrultusunda düşünmesi, hareket etmesi ve bir şeyler yapabilmesidir

Kısıtlama ve engelleme seçmiş olduğum iki anahtar kelime burada. Daha sonra bu anahtar kelimeleri yan anahtar kelimeler takip ediyor onlar da düşünme, hareket etme ve bir şeyler yapabilmek

1-) Kısıtlama

Kısıtlama deyince aklıma iki tür anlam gelmekte birincisi engelleme ile eş anlam ifade etmesi ikincisi ise bütün bir varlığı engellemek yerine bazı kısımlarını engellemek bir nevi hareket durumunu sakatlamak şeklinde bir anlam. Ki ikinci anlam daha çok kullanılmakta bir şeyleri kısıtlamak evet her bir kısıt bir engel anlamına gelmekte fakat bütüne baktığımızda öyle gözükmediğini farkedeceksiniz. Örneğin sosyal medya hesaplarını düşünebiliriz mesela Twitter hesabınız var ve hesabınız tamamen kapatılmadı yani twitter platformunu kullanamazsınız şeklinde bir engelleme söz konusu değil peki ne oldu mesela tweet atma kısıtlamasına uğradınız belli bir süre de olabilir bu kısıt süresiz de. Bu işte kısıtlamadır. 

Bu hayatta genellikle dolaylı ve doğrudan bir çok kısıta uğramaktayız. Tamamen bir engel hemen hemen çok az alanda söz konusu daha çok artık kısıtlamalar yani yumuşak engellemeler var hayatımızda. Bu yumuşak engellemeler belirli nedenlere dayandırılarak haklı bir duruma da dönüştürülmekte. Direkt bir engelleme olsaydı daha çok göze batardı ve daha çok tepki ortaya çıkardı ve insanlar isyan edebilirdi. Fakat belirli kısıtlamalar ve bu kısıtlamaları da şu şu nedenler şeklinde ilişkilendirdiğimizde ortaya adalet kavramı bile çıkıyor diyebiliriz. 

Kısıtlamalara ya da engellemelere karşı değilim bu arada. Adalet kavramı ya da karar mercilerini de sorgulamıyorum, sistem ile alakalı herhangi bir şeyi de sorgulama niyetinde değilim. Kısıtlamaları ikiye ayırıyorum birincisi doğrudan görebildiğimiz herkesin görebileceği yazılı ya da sözlü olarak kanıtlanabilir kısıtlamalar var yani kurallar gibi.. İkinci türü de doğrudan göremediğimiz dolaylı yoldan bizlere etki eden hayata dair bazı kadersel diye düşündüğümüz ya da istatistiğe dökebileceğimiz bir takım aksilikler veya sonuçlar şeklinde karşımıza çıkmakta. 

İkinci türü birazcık daha açmak için bir örnek verelim. Örneğin düzenli olarak çalışan çalışmak zorunda olan bir insansınız ve kalan vaktinizde de kendinize ayırabileceğiniz bir vakit var nasıl harcayacağınız size kalmış. Yaptığınız işi hesaba katmayalım bu sizin olan vaktinizde belki zengin olmak için daha çok çalışmak farklı işlere kafa yormak istiyorsunuz belki de hobilerinize vakit ayırmak istiyorsunuz ama kendinize ait vaktiniz sizin için değerli burası kesin. Ve bu değerli vaktinizde yapmak istediğiniz ve yapabileceğiniz bir eylemi örneğin gece film izlemek, başınıza gelebilecek herhangi bir olaydan ötürü yapamama durumunuz oluşuyor ya da bu duruma zorlanıyorsunuz. İşte bu dolaylı yoldan her zaman kestiremeyeceğimiz olaylar her ne kadar matematiğe dökülebilecek bir şey olsa da görünmez kısıtlamaları oluşturmakta.

Bu talihsiz olay 1 kere oluşsa tamam deriz 2 kerede olabilir 3 kerede ya sabır fakat bu durumlar sürekli bir şekilde oluşuyor ve artık düşünecek boş vaktimiz bile olmayabiliyor. Bu kısıtlamayı size arkadaşlarınız, sevgiliniz, işiniz veya bozuk eşyalarınız bile uyguluyor olabilir. Değerli vaktinizi istediğiniz işe harcamaktan alıkoyup başka bir işe harcamanız konusunda baskılar yapar bu kısıtlamalar. Arkadaşınız ya da sevgiliniz bugün buluşmazsak ...... şeklinde tehditler de savurabilir. 

Her ne kadar göremesek de  kısıtlamaların insan odaklı olduğunu bilmekte fayda var. Neden daha fazla insana maruz kalıyoruz peki? Çünkü insan bir çok memeli canlılarda olduğu gibi sosyal bir varlıktır. Hayatta kalabilmek için birbirlerine ihtiyaç duyar. Ne kadar güçlü olursa o kadar az ihtiyaç duyar fakat günümüzde bu bir eziklik emaresi olarak da görülmekte. O da biraz haklı biraz da garip bir durum. Çok fazla insana maruz kalmak boş vaktimizi götürmüyor olsa bile düşüncelerimizi bir şekilde etkiliyor ve dolaylı yoldan istemiyeceğimiz bazı düşüncelere yönlendiriyor bizleri. Dolaylı yoldan bizi kısıtlıyor bu kaçınılmaz bir gerçek. Bir insanın sadece dış görünüşü bile bizi bir şekilde etkiler. Tıpkı serverlara benzeriz ve request-response, request-response şeklinde etki tepki düşünün ve bu durmadan oluyor. Sadece insanın kendisi olarak düşünmemek gerek, insanın oluşturduğu her şey o insan artık olmasa bile onun yaptığı veya neden olduğu bir şey bize etki ediyor. Tabi bu yazıyı okuyanlar belki de direkt bunu bir problem olarak görecek anlatımdan ötürü ve negatif bir kelime üzerinden ilerlediğimiz için fakat bu durum gayet normal bir durum o yüzden kafanızda çözüm arıyorsanız lütfen vazgeçin. 

Normal bir durum elbette çünkü server ne için var istek gelsin cevap döneyim diye var fakat serverlarda ne problemi olur evet aşırı yük problemleri bu yüzden gelen isteği daha fazla servera yayarız ve server başına düşen yükü azaltıp projenin çökmemesini sağlarız peki bu durum bizler için mümkün mü şuan için hayır belki ileride kendimizi çoğaltırsak kopyalarımızı piyasaya salıp kendimizi de tatile çıkarabiliriz. 

Çok fazla uzatmadan sonuçlamak istiyorum. Ne kadar sorgularsak ve ne kadar düşünürsek düşünelim bir çok durumda elimizden bir şey gelmeyecektir. Kısıtlamalar belli nedenlerden ötürü her zaman olacaktır ve bizler de maruz kalacağız herkes maruz kalacak. Ancak ve ancak daha az maruz kalmak yani daha fazla özgür olabilmemiz için daha da açarsak daha fazla kendi irademiz ile hareket edebilecek vaktimizi çoğaltabilmemiz için bu sosyal düzende statümüzü yükseltmemiz gerekiyor. Kesin ve net olan ve de önereceğim bir yol zengin olmak. Biliyorsunuz ama tekrar hatırlayalım yaşayabilmemiz için temel ihtiyaçlarımızı sağlayabilmemiz için para ödemek zorundayız ve para kazanmak için de çalışmak zorundayız. Bu cümleyi gerçek hayatta söylüyor olsam muhtemelen dalga geçerler neyse, daha fazla paramız olursa yani zengin olursak o zaman vaktimizi satmak zorunda kalmayacağız. Bu da bizi daha özgür biri yapacaktır. Kimileri için özgürlük sevgiliden ayrılmaktır, kimileri için aile evinden ayrılmak bu nedenler çoğaltılabilir fakat para değiştirilemez bir gerçektir. 


Şimdilik bu kadar... Görüşmek üzere. 

0 yorum:

Yorum Gönder